14 Aralık 2024 Cumartesi

Kendine Terapi (Bölüm 3)



Ofisine girer girmez, pencerenin hemen yanında bulunan masaya yöneldi. Bu masayı içecek hazırlamak için kullanılıyorlardı. Üzerinde çeşitli kahveler ve sallama çaylar vardı. Ofisi paylaştığı arkadaşı çay ve kahve delisi olduğundan, bu masanın üzeri her zaman çeşit çeşit sallama çay ve kahvelerle dolu olurdu. O da arkadaşına ayak uydurmak için bazen onun zoruyla da olsa, yeni şeyler deniyor ancak yine de klasiklerden vazgeçmiyordu. Bir kupanın içine biraz kahve biraz da şeker koydu ve ısıtıcıdan su ilave etti. Kahvesini alıp çalışma masasına gitmek üzereyken durakladı. 

Tekrar masaya yöneldi ve kahvesine biraz toz kahve yumuşatıcısı ekledi. Eski hayatını ve geçmişini unutmak için yeni alışkanlıklar kazanmaya çalışıyordu. Bunlardan biri de sütlü kahveydi. Bazı şeyleri unutmak bile ona acı veriyordu. Unutmak istemiyordu ama hayatına ve işine devam edebilmek için buna mecburdu. Hapisteyken hayatını kurtaran adamın ona ne kadar büyük bir iyilik yaptığını şimdi daha iyi anlıyordu. Orada çürüyüp gideceğini düşünmüştü fakat avukatının, amirinin ve soruşturmayı beraber yürüttükleri savcının yardımıyla, bir kaç içinde tahliye edilmişti. 

Uzun bir süre düşünüp kendisini toparladıktan sonra bir karar vermişti. Tayinini başka bir şehre istemiş ve talebi kabul edilmişti. Kısa bir süre sonra taşınmış ve başkomiserlik görevine kaldığı yerden devam etmeye başlamıştı. Eski ekip arkadaşlarıyla hala telefonda görüşüyor, onlarla bağlarını koparmıyordu. Buraya geldikten sonra bile üzerindeki tecavüzcü ve katil damgasını temizlemesi epey zaman almıştı. Ama zor da olsa kendisini her konuda aklamayı başarmıştı. Her şeyi arkasında bırakarak yeni bir hayata başlamıştı. Yaşadığı zorluklar onu daha iyi ve daha disiplinli bir insana dönüştürmüştü. Artık prosedürlerin dışına çıkmıyor, kanun ne derse sadece onları yapıyordu. 

Daha güçlü bir insan olmayı da yavaş yavaş öğrenmeye başlamıştı. Tek sorunu, her şeyi ardında bırakmayı başarmasına rağmen karısını bırakamamasıydı. Melda'yı aklından bir türlü çıkaramıyordu. Yaşadığı yeni ve küçük evinde, sanki her an onunla berabermiş gibi hissediyordu. Onu kaybettikten sonra hayatına başka birini almayı aklının ucundan bile geçirmemişti. Zaten tecavüzcü damgasından dolayı, birçok kadın ona aşağılar gibi bakıyorlardı. Biri hariç. Göreve yeni başladığı yerdeki bir kadın ekip arkadaşı, parmağındaki nikah yüzüğü hala duruyor olmasına rağmen onunla ilgilenmeye, dikkatini çekmeye çalışmıştı. 

Önder bunu fark etmemiş, başka bir ekip arkadaşının sayesinde öğrenmişti. Ama öğrendiğinde de pek umursamamıştı. Karısının yerini kimseyle dolduramazdı. Melda onun yüzünden hayatını kaybetmişken, onun başka kadınlarla beraber keyfine bakarak hayatına devam etmesi karısına yapacağı en büyük saygısızlık olurdu. Masasına oturup önündeki dosyalara baktı. Cinayet masasına gelen klasik dosyalar... Alacak verecek meseleleri, ihanetler, eski sevgili ve ya eski eş cinayetleri. Ancak bu sabah karşılaştığı cinayet hepsinden çok daha farklıydı. Hatta karısını elinden alan katilin işlediği cinayetlerden bile çok daha farklı ve dehşet vericiydi. 

Ama bunun bir seri katil olduğunu düşünmüyordu. Şimdilik. Çünkü cinayet belli bir ritüelle değil, gelişi güzel işlenmişti. Büyük ihtimal ya uyuşturucu madde etkisinde ya da kurbanın husumetlisi olan biri tarafından işlenmiş bir cinayetti. Savcı soruşturma dosyasını hazırlarken, onların beklemekten başka yapabilecekleri bir şey yoktu. Yalnızca kurbanın kimliğini tespit edip, hakkında bilgi toplayabileceklerdi. Bu işle de, aynı ofisi paylaştığı arkadaşı ilgileniyordu. Sonunda arkadaşı elinde beyaz kapaklı, ince bir dosyayla ofise girdi ve dosyayı onun önüne bırakıp, kahve köşesine geçti. Adam, Önder'den beş yaş küçüktü. 

Önder buraya gelmiş olmasaydı, bir sene sonra ekibin başına geçerek baş komiserliğe terfi edecekti. Fakat Önder ondan daha kıdemli olduğundan, buraya gelir gelmez ekibin başına o geçmişti. Önder'den biraz daha uzun boylu ve yapılıydı. Ama bu kalıplı cüssesi kilodan değil, kaslardandı. İş dışındaki zamanlarda Fitness ve Boks yapıyordu. Ayrıca karikatür ve fantastik roman okumaya da bayılıyordu. Düzenli olarak cilt bakımlarına gidiyor, dış görünüşüne, özellikle de ruh sağlığına oldukça özen gösteriyordu. Kendisini her konuda geliştiriyordu. Polislik yapmasaydı ya bir model ya da spor eğitmeni olabilirdi. Ama şu an polislik yaparken, onca hobiye nasıl vakit bulabildiğini de merak ediyordu. 

Önder hızlı hareketlerle dosyayı açıp incelemeye başladı. O sırada arkadaşı da kendisine sallama çay hazırlıyordu. Montu hala üzerindeydi ve ısınana kadar üzerinden çıkarmayacaktı. Kurban, otuz yedi yaşında bir erkekti. Evli ve bir çocuk babasıydı. Ayrıca adam, bir bankada şube müdürü olarak görev yapıyordu. Bir bankacı... Adam öldürüldüğünde üzerinden son model bir iPhone, bir BMV anahtarı, 3.000 TL nakit para ve yedi tane kredi kartı çıkmıştı. Önder dudağını büktü. 

Adam üzerinde bir servetle dolaşıyordu ama onu öldüren kişi, hiçbir şeyine dokunmamıştı. Hiç değilse paraları alabilirdi. Sadece öldürmüş ve gitmişti. Bu durumda gasp ve uyuşturucu bağımlısı ihtimali ortadan kalmış oluyordu. 
Ancak geriye daha bir sürü ihtimal vardı. Onları da teker teker elemek için soruşturma dosyasının hazırlanması ve tüm izinlerin çıkarılması gerekiyordu. O dosyayı incelerken, arkadaşı çayını alıp masasına oturdu ve arkasını dönüp pencereyi açtı. Aynı anda konuşmaya başladı.

"İşe bak! Adamın üzerinde hazine var ama katil hiçbir şeye dokunmuyor. Madem bir şey almayacaksın, adamı ne diye öldürüyorsun?"
"Bir şey almak için öldürseydi mantıklı olurdu yani?" dedi Önder, dosyanın üzerinden ona bakarak. 

Fırat masasına oturup, birkaç saniye ona baktı.

"Ben öyle bir şey söylemedim. Amacı ne onu anlayamadım." dedi sonunda.
"Her neyse..." diyerek, geçiştirdi Önder. "Savcıdan hala bir haber yok mu? Soruşturmayla ilgili."

Fırat yaktığı sigarasından derin bir nefes aldıktan sonra cevapladı.

"Yok. Sigara ister misin?" diye sordu, dumanı tüten sigarayı ona doğru tutarak.
"Hayır." dedi Önder ve tekrar elindeki dosyaya döndü. 

Canı istiyordu ama içmeyecekti. Yaklaşık bir yıldır sigara içmiyordu. Kendisine yeni kurallar koyarken, listeye bunu da eklemişti ve o günden sonra bir daha sigara içmemişti. Bir tane içse devamı gelecek ve tekrar başlayacaktı. Bunu bildiğinden, sigaraya yaklaşmıyordu. Ama arkadaşı içerken dumanı odanın içine yayıldığından, ister istemez o da faydalanıyordu. Bunun bir zararı olmayacağını düşündüğünden, burada sigara içmemesini söylemiyordu.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kendine Terapi (Bölüm 73)

Önder ve arkadaşları onun hayatını tam anlamıyla son anda kurtarmıştı, buraya geldiğinde ölmek üzereydi. Ama şimdi durumu iyiye gidiyordu. H...